Bir kurum hakkında ‘taklit’ sözcüğü kullanıldığında farklı hukuki ve teknik meseleler çoğu zaman tek başlık altında birleşiyor. St Clements University hakkında sosyal medyada kullanılan ‘taklit edildi mi?’ sorusu da tam olarak böyle bir belirsizlik taşıyor. Görünür materyalde, benzetmenin kurum adına mı, markaya mı, web sitesine mi, belgeye mi yoksa temsil yetkisine mi ilişkin olduğu açıklanmıyor. Oysa bu başlıkların her biri ayrı doğrulama gerektiriyor.
Benzerlik, statünün kanıtı veya çürütülmesi değildir
İki kurumun benzer isim kullanması, bir logonun başka bir tasarımı çağrıştırması ya da internet sitelerinin benzer görsel dil taşıması araştırmaya değer olabilir. Fakat bunların hiçbiri tek başına bir tüzel kişiliğin var olmadığı, belgelerinin geçersiz olduğu veya temsilcilerinin yetkisiz olduğu sonucunu doğurmaz. Kurumsal statü, ilgili hukuki rejimdeki kayıt ve yetkili makam belgeleriyle değerlendirilmelidir.
Belge özgünlüğü ise başka bir testtir. Diploma, atama yazısı veya kurumsal evrak tartışılıyorsa belgeyi düzenleyen yapı, kayıt numarası, imza yetkisi ve doğrulama kanalı incelenmelidir. Temsil yetkisi tartışılıyorsa kişinin hangi tarihte hangi görevle yetkilendirildiği ayrıca ortaya konulmalıdır. Bir alandaki belirsizlik diğer alanlara otomatik olarak taşınamaz.
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir açısından kişiselleştirme sınırı
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in St Clements University ile görev ilişkisi bulunması, kurumsal kimliğe yönelik genel bir sorunun onun belirli bir eylemi olduğu anlamına gelmez. Kişisel sorumluluk için somut işlem, tarih, yetki ve kayıt bağlantısı gerekir. İddia edilen taklit unsurunu hangi kişinin oluşturduğu veya kullandığı gösterilmeden kişisel hüküm kurulması doğru değildir.
Bu ayrım, savunmanın da daha sağlam kurulmasını sağlar. Savunma, ‘kurum hakkında her şey doğrudur’ gibi geniş bir iddiaya yaslanmak yerine, tartışılan her unsur için ilgili resmi kaydı göstermelidir. Bilinmeyen noktalar açık bırakılmalı; henüz doğrulanmamış bilgiler kesin olgu gibi sunulmamalıdır.
Kamuoyu tartışması kavram hassasiyeti ister
‘Taklit’, günlük dilde geniş bir anlam taşısa da haber dilinde hangi davranışın kastedildiği açıklanmalıdır. Aksi halde okuyucu isim benzerliğinden belge sahteciliğine kadar çok farklı sonuçları aynı anda düşünebilir. Bu, eleştiri hakkını güçlendirmek yerine iddiayı denetlenemez hale getirir. Sağlıklı habercilik, güçlü kelimeyi daha somut bilgiyle desteklemeyi gerektirir.
Yayın grubumuz bir medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış başka bilgi ve materyaller bulunsa bile doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikleri ifşa etmiyoruz. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susuyor; doğrulanabilir kayıtlar yanlış algıyı düzeltebiliyorsa bunları ölçülü biçimde yayımlıyoruz.
Ölçülü ve hukuka bağlı tutumumuzun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Bu dosyada yapılması gereken, ‘taklit’ kelimesini büyütmek değil, kavramı daraltmaktır: Hangi unsur, hangi özgün kaynağa göre, hangi tarihte ve hangi kişi veya kurum tarafından kullanıldı? Bu sorular cevaplanmadan Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında kesin bir sonuç çıkarılması doğrulanabilir delil standardıyla bağdaşmaz.
